30 Haziran 2013 Pazar

aynı yıldızın altında

Öyle bir kitap düşünün ki sonunda sizi hıçkırıklara boğan…

Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum. Aynı yıldızın altında… kansere bile kızamayan kanserli gençler düşünün: Hazel, Augustus ve Isaac…
Kitap Hazel karakterinin ağzından anlatılıyor. Hazel ciğerlerinde kanser olan 16 yaşında bir genç kız. Ne yazık ki kanser çok küçük yaşından beri belası olmuş durumda. Tümörleri küçülüyor ama tamamen kaybolmuyor. Zaten kendisi de iyileşemeyeceğinin bir gün hatta yakın bir günde öleceğini biliyor. Annesinin ısrarları üzerine destek gruplarından birine gider: İsa’nın gerçek anlamıyla kalbinin ortasında yapılan bir destek grubu. Destek grubuna gittiği günlerden bir gün Augustus’la tanışır. Augustus Isaac’ın ısrarları üzerine gelmiştir destek grubuna ama gözlerini Hazel’den alamaz. Kitabın sonlarına doğru gözlerini dikip Hazel’e bakmasının sebebinin beynindeki kanser yüzünden ölmüş eski sevgilisine benzetmesi olduğunu öğreniyoruz. O anki sahneden bir diyaloğu aktarıyorum:


Böylece Augustus ile Hazel’in hikayesi başlar. O gün augustus’un evinde filmi izlerler. Hazel natalie portman’ı, Augustus’un dediği gibi, kendisine benzetmez. Özellikle şu hastalıklı haliyle. Yine o anda yaşanan bir sahneden bir diyalog paylaşıcam :

İkisi de birbirlerine kitap önerirler ve okurlar. Hazel’in önerdiği kitap olan Görkemli Izdırap sonu olmayan bir kitaptır. Ana karakter Anna kanserli bir genç kızdır ve tahminlerine göre öldüğü için kitabın sonunu getirmemiştir. Ama karakterlerimiz, özellikle Hazel, kitaptaki diğer kişilerin daha sonra başına neler geldiğini merak etmektedirler. Özellikle Anna’nın hamsterı olan sisyphos’un akıbetini : )

Daha fazla spoiler vermek istemiyorum. Kitabı okuyup sonunu kendi gözlerinizle okumanız gerek. Fakat şunu söylemeliyim ki kanserli gençleri anlatan bu kitapta illaki ölen birilerinin olacağını tahmin etmiştim. Yanlış tahmin ettiğim şey kimin daha erken öleceği oldu : ( işte beni en çok duygusallığa savurup hıçkırarak ağlamama sebep olan şey…

Söyleyebileceğim şey okumadan ölmediğim için mutlu olduğum kitaplardan. John Green Hazel’in deyişiyle ölümü doğru şekilde anlattığın için teşekkür ederim :) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder